Aynadaki Göz

Stok Kodu:
9786253889197
Boyut:
13,5 x 21
Sayfa Sayısı:
120
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%34 indirimli
182,00TL
120,12TL
9786253889197
972381
Aynadaki Göz
Aynadaki Göz
120.12

İnsan ve doğanın sessiz çığlıklarına ayna tutan öyküler...
Aynadaki Göz, yazarın kadın, doğa ve aşka dair ödüllü öykülerini bir araya getiren güçlü bir seçki. Toplum baskısı altında susan ve doğrularını savunamayan kadınların hikâyeleriyle okura karanlığı sorgulatıyor. Kimi zaman hüzünle yoğrulmuş bu öyküler, yer yer mizahın ince dokunuşlarıyla yüzlerde hafif bir tebessüm bırakıyor. Aşkı, yalnızlığı, umudu ve direnci anlatan satırlar; doğanın giderek kısılan sesini insanın iç yankısıyla buluşturuyor. Duyarsızlık, sevgisizlik ve savurganlığın yol açtığı yıkımı hatırlatırken, okuru hem kendi benliğiyle hem de yaşadığı evrenle yüzleşmeye davet ediyor.
Durdu. Düşmanının yenilgisinde hissettiği zafer sevincini anımsadı. Mağazanın dış kapısındaki aynaya bakarken mırıldandı: “Kimsin sen?” Eski benliğinin izleriyle konuşmaya başladı: “Bana daralttığı dünyada değilim artık, kendi genişliğimde salınıyorum” Sonra ağlamaklı oldu: “Evet işte, bu kaldırımlarda mutlu yürüyebiliyorum şimdi.”
Oysa yıllar önce bir kaçak gibi gitmişti bu şehirden. Gitmişti gitmesine de... Kent, onunla birlikte taşınmamıştı ya başka bir yere. Her yerleşim gibi olağan değişimini yaşamıştı; binalar artmış, caddeler yenilenmişti. Ya bazı kaldırımlar? Onlar aynı kalmıştı. Sanki geçmişin izleri onu başka yerlere götürüyordu. Bunun farkına varıp yolların sesine kulak verdi.

(Tanıtım Bülteninden)

İnsan ve doğanın sessiz çığlıklarına ayna tutan öyküler...
Aynadaki Göz, yazarın kadın, doğa ve aşka dair ödüllü öykülerini bir araya getiren güçlü bir seçki. Toplum baskısı altında susan ve doğrularını savunamayan kadınların hikâyeleriyle okura karanlığı sorgulatıyor. Kimi zaman hüzünle yoğrulmuş bu öyküler, yer yer mizahın ince dokunuşlarıyla yüzlerde hafif bir tebessüm bırakıyor. Aşkı, yalnızlığı, umudu ve direnci anlatan satırlar; doğanın giderek kısılan sesini insanın iç yankısıyla buluşturuyor. Duyarsızlık, sevgisizlik ve savurganlığın yol açtığı yıkımı hatırlatırken, okuru hem kendi benliğiyle hem de yaşadığı evrenle yüzleşmeye davet ediyor.
Durdu. Düşmanının yenilgisinde hissettiği zafer sevincini anımsadı. Mağazanın dış kapısındaki aynaya bakarken mırıldandı: “Kimsin sen?” Eski benliğinin izleriyle konuşmaya başladı: “Bana daralttığı dünyada değilim artık, kendi genişliğimde salınıyorum” Sonra ağlamaklı oldu: “Evet işte, bu kaldırımlarda mutlu yürüyebiliyorum şimdi.”
Oysa yıllar önce bir kaçak gibi gitmişti bu şehirden. Gitmişti gitmesine de... Kent, onunla birlikte taşınmamıştı ya başka bir yere. Her yerleşim gibi olağan değişimini yaşamıştı; binalar artmış, caddeler yenilenmişti. Ya bazı kaldırımlar? Onlar aynı kalmıştı. Sanki geçmişin izleri onu başka yerlere götürüyordu. Bunun farkına varıp yolların sesine kulak verdi.

(Tanıtım Bülteninden)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat