Sarayın Sırp Gelini

Hamur Tipi:
Kuşe
Stok Kodu:
9786053423829
Boyut:
13,5 x 21
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2018
Kapak Türü:
İnce Kapak
%35 indirimli
295,00TL
191,75TL
Taksitli fiyat: 1 x 191,75TL
Tedarikçi Stoğu 2 Adet
9786053423829
1117256
Sarayın Sırp Gelini
Sarayın Sırp Gelini
191.75

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)



 



Âdem, Mısır taraflarından getirilmiş güçlü bir zenciydi. Biçare, Müslüman topraklarda zulüm yasak olduğu için, memleketinden alındıktan sonra, Memlûklu sınırında hadım edilmişti. Zavallı, her anlatışında hem utanır, hem de, “Nasıl bir fetva ise; tövbe hâşâ, sınırın öbür tarafında Allah yok mu ki?" derdi.



Cellâdın üçü sıkıca tuttu, dördüncüsü kirişi doladı boynuna, iki ucundan bütün gücüyle çekti. Beyaz teni önce kızardı, sonra morardı, zavallının gözleri neredeyse yerinden fırladı. Çok uzun sürmedi işleri. Yığıldı kaldı, önce kucaklarına, sonra da geldiği yere, toprağa… Çoğu insanın, hiç gitmeyeceğini sandığı toprağa…



Timur konuşurken, Emir Sultan onu inceliyordu. Anlamıştı perişanlığını da, pişmanlığını da… Bayezid'den çok hırslı olduğunu da… Hem duruşu, hem sözleri, ruh hâlini ele veriyordu. Tahmininde yanılmamıştı. “Dünyanın benden başka sahibinin varlığına tahammül edemedim; ancak pişmanım, nefsim işte, nefsimin kölesiyim.” diyordu, apaçık söyleyemese de…



On üç yıl sonra; Kruşevaç'tan ayrılışından tam on üç yıl sonra Olivera, kiliseye ikinci kez yine Edirne'de gitti. Ona kimse niye gittin de dememişti, niye gitmedin de… Şimdi olduğu gibi… Kilisede dua etti. Kaybettikleri için ve geleceği için mum yaktı…



Ve daha fazlası…



 



 

 

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)



 



Âdem, Mısır taraflarından getirilmiş güçlü bir zenciydi. Biçare, Müslüman topraklarda zulüm yasak olduğu için, memleketinden alındıktan sonra, Memlûklu sınırında hadım edilmişti. Zavallı, her anlatışında hem utanır, hem de, “Nasıl bir fetva ise; tövbe hâşâ, sınırın öbür tarafında Allah yok mu ki?" derdi.



Cellâdın üçü sıkıca tuttu, dördüncüsü kirişi doladı boynuna, iki ucundan bütün gücüyle çekti. Beyaz teni önce kızardı, sonra morardı, zavallının gözleri neredeyse yerinden fırladı. Çok uzun sürmedi işleri. Yığıldı kaldı, önce kucaklarına, sonra da geldiği yere, toprağa… Çoğu insanın, hiç gitmeyeceğini sandığı toprağa…



Timur konuşurken, Emir Sultan onu inceliyordu. Anlamıştı perişanlığını da, pişmanlığını da… Bayezid'den çok hırslı olduğunu da… Hem duruşu, hem sözleri, ruh hâlini ele veriyordu. Tahmininde yanılmamıştı. “Dünyanın benden başka sahibinin varlığına tahammül edemedim; ancak pişmanım, nefsim işte, nefsimin kölesiyim.” diyordu, apaçık söyleyemese de…



On üç yıl sonra; Kruşevaç'tan ayrılışından tam on üç yıl sonra Olivera, kiliseye ikinci kez yine Edirne'de gitti. Ona kimse niye gittin de dememişti, niye gitmedin de… Şimdi olduğu gibi… Kilisede dua etti. Kaybettikleri için ve geleceği için mum yaktı…



Ve daha fazlası…



 



 

 

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 191,75    191,75   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat