Son Dizdar

Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786259234113
Boyut:
13,5 x 21
Sayfa Sayısı:
200
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%35 indirimli
320,00TL
208,00TL
Taksitli fiyat: 1 x 208,00TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786259234113
1115443
Son Dizdar
Son Dizdar
208

Kale, Tuna'nın kıyısında, suyun ağır ve sabırlı akışına sırtını vermişti. Nehir burada genişler, akşamüstleri ise kurşuni bir renge bürünürdü. Yerle gök birleşirdi sanki. Bahar aylarında taşkın tehdidi olurdu ama o taşkınlar top sesleri kadar korkutucu değildi.
Kalenin etrafındaki toprak verimliydi. Mısır ve buğday tarlaları, surların gölgesine kadar sokulurdu.
Dizdar Abdullah Ağa, Güney burcunda duruyor, Tuna'ya bakıyordu. Nehir ağır, ağır akıyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Oysa bu su, unutmuyordu.
Yergöğü'nün yaşlıları hâlâ anlatırdı. Yüz yıl önceki o bozgunu. Tahta köprü faciasını. Geri çekilen ordunun panik hâlini, Top sesleri arasında çöken kirişleri. Zırhıyla suya gömülen askerleri.
Bir Ekim sabahı, Tuna insan yutmuştu.
Derlerdi ki su günlerce bulanık akmış, kıyıya vuran cesetleri köylüler tanıyamamıştı. Akıncı Ocağı'nın belide o gün kırılmıştı...
Abdullah Ağa o hikâyeleri çocukken dinlemişti. O zamanlar bu toprakların uğursuzluğuna inanmazdı.
Şimdi burcun üzerinde dururken, aynı nehre bakıyordu.
Yüz yıl önce köprü çökmüştü.
Şimdi de surlar çöküyordu.
Tarih bazen farklı taşlarla aynı cümleyi kurardı.

(Tanıtım Bülteninden)

Kale, Tuna'nın kıyısında, suyun ağır ve sabırlı akışına sırtını vermişti. Nehir burada genişler, akşamüstleri ise kurşuni bir renge bürünürdü. Yerle gök birleşirdi sanki. Bahar aylarında taşkın tehdidi olurdu ama o taşkınlar top sesleri kadar korkutucu değildi.
Kalenin etrafındaki toprak verimliydi. Mısır ve buğday tarlaları, surların gölgesine kadar sokulurdu.
Dizdar Abdullah Ağa, Güney burcunda duruyor, Tuna'ya bakıyordu. Nehir ağır, ağır akıyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Oysa bu su, unutmuyordu.
Yergöğü'nün yaşlıları hâlâ anlatırdı. Yüz yıl önceki o bozgunu. Tahta köprü faciasını. Geri çekilen ordunun panik hâlini, Top sesleri arasında çöken kirişleri. Zırhıyla suya gömülen askerleri.
Bir Ekim sabahı, Tuna insan yutmuştu.
Derlerdi ki su günlerce bulanık akmış, kıyıya vuran cesetleri köylüler tanıyamamıştı. Akıncı Ocağı'nın belide o gün kırılmıştı...
Abdullah Ağa o hikâyeleri çocukken dinlemişti. O zamanlar bu toprakların uğursuzluğuna inanmazdı.
Şimdi burcun üzerinde dururken, aynı nehre bakıyordu.
Yüz yıl önce köprü çökmüştü.
Şimdi de surlar çöküyordu.
Tarih bazen farklı taşlarla aynı cümleyi kurardı.

(Tanıtım Bülteninden)

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 208,00    208,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat